Kalp amellerine önem vermek nasip edilen ve Allah’a yolculuğunda onları öncelik hâline getiren kişiye, Allah’a kulluğun büyük bir kapısı açılmış; kalp amellerine daha az önem veren gayretli pek çok kişiyi geçebileceği kısa bir cennet yolu kolaylaştırılmıştır.

Kalp amelleri alanı geniştir. Onun genişliğini ancak hakikatlerini yaşayan, bahçelerinde dolaşıp gölgelerinde yürüyen kişi bilir.

Bu alanın değerli konularından biri, kalp amelleri arasındaki ilişkiyi anlamaktır. Son derece kıymetli bir konudur; fakat değerini bilmeyene sunulduğunda, kişi onu ilmî nükteler, faydalı bilgiler ve nadir malumat gibi ele alarak sıradanlaştırabilir.

Burada, bu alanı anlayan ve ona gereken değeri veren kimselerin yararlanacağı kısa ve öz bir bölümüne değineceğim:

Kalp amelleri Allah’ı tanımakla başlar.

Bu bilginin yolları şunlardır:

Kitabını tefekkür etmek,

yarattıkları üzerinde düşünmek,

takdirlerinden ve kudretini gösterdiği olaylardan ibret almak,

peygamberlerinin yolunu basiretle kavramak,

ve daha fazla hidayete vesile olan amelleri işlemek.

Bu yollarla Allah bilgisi müminin nefsinde yerleştiğinde, kulluğun üç büyük esasına vesile olur. Bunlar kalp amellerinin büyük kapılarıdır: yakîn, muhabbet ve haşyet.

Bu üç kalp amelini, diğer kalp amelleri ve kulluk makamlarıyla ilişkileri açısından çok kısaca ele alacağım.

Yakîn:

Yakîn, tevekkülün ve sabrın temelidir; ikisi de ancak onunla tamamlanır. Her ikisi rızaya ulaştırır. Tevekkül, işi Allah’a havale etme kapısından rızaya götürür. Sabır ise hidayetin artmasıyla rızaya ulaştırır; zira Allah, kalbini sabra alıştıran mümini rıza bahşederek ödüllendirir.

Böylece yakîn, tevekkül ve sabır olmak üzere iki yoldan rızaya ulaştırır.

Yakîn bu kalp amellerinin temeli olsa da onlarla büyür ve artar. Onlara temel olur, onlar da onu besler. Nihayet Allah kişiyi sıddîklık mertebesine ulaştırır; mümin bu mertebede sürekli ilahî huzur bilinciyle yaşar. Bu, ihsan makamıdır.

Bu sürekli huzur bilinci, iki büyük hususun güvencesidir: Benliğini Allah’a teslim etmek ve takvadan ayrılmamak.