Hacca giden samimi Müslüman kardeşim!
Bil ki —Allah seni kendisine itaate muvaffak kılsın— hac, yalnızca mevsimlik bir yolculuk, toplumsal bir âdet veya bedenlerin kutsal mekânlara taşınması değildir. Büyük bir ibadet ve kapsamlı bir ilahî mekteptir. Allah bu mektepte kullarını hâlis tevhid, dünya süslerinden arınma, huzurunda tevazu ve dininin şiarlarına hürmet üzere eğitir.
Hacı, “Buyur Allah'ım! Tekrar emrine amadeyim buyur. Senin hiçbir ortağın yoktur, buyur.” dediğinde kalbi ve diliyle Allah’ın kulu olduğunu, emrine icabet ettiğini, şirkten ve ona götüren yollardan uzak olduğunu ilan eder. Hamdin, nimetin ve hükümranlığın yalnızca, hiçbir ortağı bulunmayan Allah’a ait olduğunu ikrar eder.
Hakiki hac; ihrama girmek, tavaf ve sa‘y yapmak, vakfeye durmaktan ibaret değildir. Kalbi ihlasa, nefsi sabra, dili zikre, uzuvları itaate ve kulun bütün varlığını Allah’a samimiyetle dönmeye alıştırır.
Yüce Allah şöyle buyurur: “Sizler (hac için gereken masraflarınızı) yol azığınızı hazırlayın. Şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır.”
Hacca gidip günahlarından uzaklaşmayan, ihramı giyip kibir, riya ve gaflet elbisesini çıkarmayan, Arafat’ta durup da kalbi Mevlasının huzurunda boyun eğmeyen kişi, kulluğundaki samimiyet eksikliği ölçüsünde haccın ruhundan mahrum kalır.
Ey Allah’ın Beyt-i Haram’ını ziyaret etmeye niyet eden kişi!
Malını arındır, niyetini düzelt, ibadetinin hükümlerini öğren; dilini ve uzuvlarını koru. Haccını yalnızca paylaşılacak fotoğraflara ve anlatılacak hatıralara dönüştürme. Onu Allah’la yenilenen bir ahit, samimi bir tövbe ve kesintisiz bir istikametin başlangıcı kıl.
Hacc-ı mebrurun etkisi yalnızca kutsal mekânlarda kalmaz. Dönüşten sonra namazda, ahlakta, doğrulukta, emanete riayette, anne babaya iyilikte, hakları gözetmede ve günahlardan uzaklaşmada kendini gösterir.
Allah’ım! Hacıların haccını mebrur, gayretlerini makbul, günahlarını mağfur eyle. Onları ailelerine sağ salim ve hayırlarla döndür. Bizi de onları da kabul buyurduğun kullarından eyle. Âmin!

